A Letter from a Cave Trip
Bu çalışmada: Mektupta geçmiş zaman: was / were, wasn't, didn't + V1, There were, because / but; said that ile aktarma; bilimsel gerçek için geniş zaman
Ece is a geography student in Antalya. Last week, her class visited a large cave in the Taurus Mountains. This is part of the email that she wrote to her grandmother.
Our trip was long, but it was very interesting. The cave was dark and cool, and the air was wet. We didn't use flash for our photos, because bats live in the cave. There were many long stones on the ceiling, called stalactites. They grow from drops of water, and they grow very slowly. Our guide said that some of them were thousands of years old. My friends were tired at the end of the day, but I wasn't.
Paragrafın Türkçesi
Ece, Antalya'da bir coğrafya öğrencisidir.
Geçen hafta sınıfı Toros Dağları'nda büyük bir mağarayı ziyaret etti.
Bu, onun büyükannesine yazdığı e-postanın bir bölümüdür.
Gezimiz uzundu, ama çok ilginçti.
Mağara karanlık ve serindi, hava da nemliydi.
Fotoğraflarımız için flaş kullanmadık, çünkü mağarada yarasalar yaşıyor.
Tavanda sarkıt denen çok sayıda uzun taş vardı.
Su damlalarından oluşurlar ve çok yavaş büyürler.
Rehberimiz bazılarının binlerce yıllık olduğunu söyledi.
Arkadaşlarım günün sonunda yorgundu, ama ben değildim.
Bu paragrafta neler öğrendik?
Ana fikir
- Metin bir öğrencinin mağara gezisini anlatan bir e-postadır. Gezi geçmişte kalmıştır, bu yüzden geçmiş zaman baskındır; ama bilimsel gerçekler geniş zamanla verilir.
Geçmiş zaman: be
- was: I / he / she / it ile. The cave was dark, I wasn't.
- were: we / you / they ile. My friends were tired, There were many long stones.
Geçmiş zaman: olumsuz
- didn't + yalın fiil: We didn't use flash (didn't used yanlıştır).
Aktarma ve geniş zaman
- Our guide said that some of them were thousands of years old (Rehberimiz bazılarının binlerce yıllık olduğunu söyledi).
- Bilimsel gerçek: They grow from drops of water. Mektup geçmişte olsa da her zaman doğru olduğu için geniş zaman kullanılır.
Bağlaçlar
- but zıtlık: Our trip was long, but it was very interesting (Gezimiz uzundu ama çok ilginçti).
- because sebep: because bats live in the cave (çünkü mağarada yarasalar yaşıyor).
Edatlar (prepositions)
- in the Taurus Mountains: Toros Dağları'nda. in Antalya: Antalya'da.
- on the ceiling: tavanda.
- for our photos: fotoğraflarımız için.
- from drops of water: su damlalarından.
- at the end of the day: günün sonunda.
- wrote to her grandmother: büyükannesine yazdı.
Kalıplar
- many long stones on the ceiling, called stalactites: tavanda sarkıt denen birçok uzun taş.
- some of them: onların bazıları. thousands of years old: binlerce yıllık.
Fen bilgisi
- Sarkıtlar, kireç taşından geçen suyun damladığı yerde bıraktığı kalsiyum karbonattan oluşur ve çok yavaş büyür. Yarasalar mağaralarda yaşar; parlak ışık ve gürültü onları rahatsız eder, bu yüzden mağaralarda flaş çoğu zaman yasaktır.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.